Arttırılmış Gerçeklik (Ar) Ve Endüstriyel Kullanımı

Sanal gerçekliğin aldatıcılığı ve artık insanları tatmin edemeyen yavan işleyişinden, gerçek dünya ortamını kullanarak kendimize çizdiğimiz sanal alemin en basit ifadesidir arttırılmış gerçeklik. Çalışmalarına geçtiğimiz yüzyılda başlanan sanal gerçeklik teknolojisi; gerçek dünyayı göremeyen kullanıcıları boş bir ortam içerisine yerleştirilen figür ve öğeler ile, hafızasına yüklenen senaryo bünyesinde etkilemeyi amaçlayan ve bunu yaparken tamamen gerçek dünyadan uzaklaşmalarını sağlayan bir ekran teknolojisidir.

Orijinal adı “Augmented Reality (AR)” olan ve dilimize arttırılmış gerçeklik şeklinde tercüme edilen kavram; sanal gerçeklik öğeleri ile gerçek dünyayı bir araya getirerek, içinde yaşadığımız çevreden ve bulunduğumuz ortamdan kopmadan dijital dünya ile etkileşimin devam etmesini ifade etmektedir. Bu teknolojinin temel çalışma prensibi ise; kamera vasıtasıyla gerçek dünya görüntüsünün alınması sırasında, önceden belirlenmiş gerçek dünya konumlarına sanal nesnelerin bağlanması ile alınan verilerin çıktı görüntüsünün eş zamanlı olarak izlenebilmesidir.

AR Denemeleri ve Geleceği

İlk kullanım alanı olan, savaş uçağı pilotlarının kasklarındaki ekran ile gözünü hedeften ayırmadan ihtiyaç duyduğu bilgilere ulaşabilmesini sağlayan, ancak ağırlığı ve dönemin şartlarındaki maliyeti sebebiyle diğer çalışma alanlarında kullanım alanı bulamayan bu teknoloji, 2000’li yıllara kadar farklı çevrelerce denenmeye çalışılsa da; ekran ve sensör araçlarının arzu edilen seviyeye henüz gelememiş olmasından dolayı hak ettiği rağbeti görememiştir. Yalnız son 10 yıl içerisinde mikro elektronik, mikro mekanik ve mikro optik alanlarında meydana gelen gelişmeler, adete bu teknolojiyi ihya etmiş ve binek araçlarımızın ekranlarından başlayarak gözlüklerimize kadar pek çok uygulama alanı doğmasına vesile olmuştur. Hatta bu teknolojinin ilerleyen zamanda akıllı telefonları da içine alarak insan-bilgisayar etkileşiminde yeni bir bilişim akımı başlatacağı düşünülmektedir.

Endüstiride AR Kullanımı

Keşfedilen teknolojiler mevcut araçların güncellenmesinden daha ziyade yeni tasarımlara ve buluşlara olan ihtiyaca da kapı araladığından; yeni nesil teknolojilere eğilimli olan mühendislere de sayısız olanak sağlamaktadır. Bu bağlamda AR’in endüstriyel kullanımı her geçen gün artmaktadır. Günümüzde çalışanların kullanacakları aletlere kolaylıkla erişebilmesi ve cihazları sanal ortamda deneyebilmesi, çalışma alanlarının taranarak yeni alanlar açma ve düzenleme yapılabilmesi, sanal donanımların işletilmesi ve bakımlarının yapılabilmesi gibi bir çok yenilik, endüstriyel sektörde günlük hayatın bir parçası haline gelmektedir.

Devlette İnşaat Mühendisliği Atamaları

Nüfusun artması ile beslenme, barınma ve konaklama ihtiyaçları da artış göstermektedir. Türkiye’de yapılaşma ve kentleşme birçok sektörü de ilgi odağı haline getirmiştir. Bu sektörlerin başında inşaat sektörü gelmektedir. Çarpık kentleşmeyi en aza indirmek, düzen ve kaliteyi sağlamak için uzmanlarla çalışmak gerekmektedir. İnşaat alanında temel taşı inşaat mühendisliği oluşturmaktadır. Sağlıklı, konforlu ve güvenilir yapılar için bu alana ihtiyaç oldukça fazladır.

İnşaat mühendisi olma aşamaları şu şekildedir:

Üniversitelerin mühendislik fakülteleri bünyesinde gerçekleşen eğitim-öğretim hayatı bazı okullar bazında değişmek ile beraber genel anlamda 4 yıl süresinde tamamlanmaktadır. Belirli yaz ve güz dönemlerde stajlar ile işin içeriği ve incelikleri öğretilmektedir. Eğitim döneminde ağırlıklı sayısal dersler ve yapı bilgileri verilmektedir. Ayrıca teknik ve çizim dersleri yer aldığından el becerisinin önem taşıdığı bir bölümdür. Üniversite sürecini başarı ile tamamlayanlar inşaat mühendisi unvanına sahip olmaktadır.

İş imkânları ve çalışma alanları:

Büyük şehirler ve kentleşmenin artışı ile bölümün istihdam oranı da artmaktadır. İnşaat alanı geniş iş kollarına sahip olduğu için iş imkânları yüksek ve çeşitlidir. Bu alanın özel sektör ve devlette iş bulması mümkündür. Maaşları 2018 yılında 3-6 bin arasında çalışılan yere, kişinin mezun olduğu okula, yabancı dil bilgisi ve iş tecrübesine göre değişmektedir.

Devlet bünyesinde inşaat sektörü şu şekildedir:

Büyük şehirlerde yerleşim alanlarının kısıtlılığı ve yanlış yerleşimlerin yapılması nedeni ile inşaat alanının devlete kontrolünde olması ve düzenlenmesi son yılların rağbet gören konularından birisi olmuştur. Bu hususta mühendislerin istihdamı geçen yıllara göre artmış ve devlet atamaları çoğalmıştır. Durum birçok üniversite mezunu işsiz bireye fırsat olmaktadır. Ancak kısa bir sürede onca işsize istihdam sağlanamayacağı için alım puanları 2018 verilerine göre 100 üzerinden 80 puanlarda seyretmektedir.

Aynı Dekorasyon Farklı Yerlerde Kullanılabilir Mi?

Her mekan farklı birer işlevle, amaçla, gereksinimle kullanılır. Aynı işlev olsa bile Erzurum’daki bir evle İzmir’deki bir evin, Antalya’daki bir kafeyle Bolu’daki bir kafenin iklime, kültüre, kullanıcı beklentilerine bağlı olarak şekillenen farklı gereksinimleri olacaktır. Aynı şehirde, aynı iklimde olsa bile bulunduğu konum, cephelerin ışık alma biçimi, asıl yapının tasarım kararları (kapı-pencere açıklıkları, yapı içindeki bölümlerin mekânsal ilişkileri, kolon-kiriş kesit ölçüleri, yapı malzemeleri, rengi-dokusu gibi), mekandaki açıklıkların gördüğü manzara gibi bileşenler açısından farklılık gösterebileceği için aynı dekorasyonu farklı mekanda kullanmak tavsiye edilen bir uygulama değildir.

Yerin enerjisi etkeni

Bu tarz bir uygulamanın önerilmemesinin teknik sebeplerinin yanında her mekanın farklı bir ruhu, farklı bir enerjisi oluşu da vardır. Uygulanan dekorasyon tercihleri ile ele alınan mekanın ruhunu negatif ya da pozitif yönde etkilemek mümkündür. Nasıl ki hippi ruhunu benimsemiş, sisteme aykırı bir bireyde popüler-moda kıyafetler eğreti durur, mazbut bir insandaki dekolteli kıyafetler onu huzursuz edip eteğini, dekoltesini çekiştirmesine sebep olursa mekanın ruhunu desteklemeyen eşyalar, aksesuarlar, renkler, kaplamalar gibi tercihler de aynı şekilde tamamlayıcılıktan, bütünlükten uzak olur.

Kullanılabileceği durumlar

Ancak ve ancak tüm bu sebepleri bertaraf eden; fiziksel çevre, işlev, kullanıcı beklentileri, yapısal özellikler gibi tüm özellikleri birebir aynı olan mekanlarda aynı dekorasyon kullanılabilir. Bu da basmakalıp, birbirinin aynısı binaların, evlerin, kafelerin, restoranların yaygınlaşmasına benzer. Her konut bir ev olmaz, her bina bir hastane, okul, restoran, kültür merkezi olmaz. Sadece ihtiyaçların giderildiği ancak psikolojiyi iyi yönde desteklemeyen, ruhu olmayan, kullanıcıya hitap etmeyen, yozlaşmış bir kültürü yansıtan mekanlar ortaya çıkmasına sebep olur. Sonuç itibariyle aynı koşullar olsa bile bu yine tavsiye edilen bir uygulama değildir.

Astronomi Alanındaki Gelişmeler

Astronomi Alanındaki Gelişmeler Ne Kadar Hızlı?

Astronomi, kökenleri, evrimleri, fiziksel ve kimyasal özellikleri ile gök cisimlerini açıklamaya çalışmak üzere gözleyen bir bilim dalıdır. İnsanoğlunun “nereden geldik” sorusunun cevabını merak etmesi, astronomi alanındaki gelişmelerin neden son sürat ilerlediğinin bir göstergesidir. Sanayi devriminden sonra insanoğlu teknolojiyi müthiş bir hızla ilerletmiş, kafalardaki evrimler soruların cevaplarını aramak için uzayı araştırmaya koyulmuşlardır.

Astronomi Alanındaki Gelişmeler Bizlere Neler Kazandırdı?

Astronomik gelişmeler insana nerede olduğunun ve Dünya dediğimiz evimizin çevresinde nelerin olduğunu öğretmiştir. 1969 yılında Ay’a ilk adımın atılmasından şimdi planlanan Mars projesine kadar insanoğlu astronomi alanında son sürat ilerlemektedir. En önemli keşiflerden biri evrim teorisi olan Big Bang’ı keşfedilerek uzayın bir başlangıcı olduğu ve sürekli genişlemekte olduğu öğrenildi. Ve uzay seyahatlerinde yakıt olarak kullanabilmek için NASA, ay tozunun patentini aldı.

Dünya’nın yörüngesine ISS (International Space Station) denilen ilk gökyüzü laboratuvarı kuruldu. 2006 yılında NASA tarafından fırlatılan New Horizons uydusu, tam 9 yıl sonra Pluton’un yakınından geçerek, Samanyolu galaksimizin cüce gezegenini yakından görüntüledi. Işık hızında gidildiğinde zamanda ileriye doğru yolculuğun keşfi yapıldı. Bu teoriye göre bir cisim Dünya’dan ayrılarak ışık hızında 1 yıl dolaşıp tekrar Dünya’ya gelirse, Dünya’da 1000 yıl geçmiş olacaktır. Hızlı giden cisimlerin zamana ileriye gidecekleri keşfi yapıldı. Yörüngede 27.743 km hızla giden ISS (International Space Station) içerisinde bulunan astronotlar, Dünya’daki insanlara göre saniyenin binde biri oranında zamanda ileride oldukları keşfedilmiştir. Cenevre’de bulunan büyük Hadron çarpıştırıcısı, atom altı parçacıklarının dünyasını keşfetmemizi sağlamış, uzayı ayakta tutan karanlık enerjinin keşfi konusunda büyük yarar sağlamıştır. Astronomi alanındaki bu keşifler insanları her geçen gün daha da merakta bırakmış ve inanılmaz bir hızla ilerlemeyi sağlamaktadır.